9 Şubat 2017 Perşembe

Ayasofya efsaneleri kısaca

Ayasofya hakkında bir çok efsane bulunuyor. Bu efsaneleri toplayıp bir araya getirdik. Ayasofya hakkında efsaneler kısaca aşağıda;

Ayasofya Thedora ve iki yılan (giriş kapısındaki iki delik) efsanesi
- Bizans imparatoru Justinyanus’un eşi İmparatoriçe Thedora, günahkar bir kadındı. Kendi güzelliğinden başka bir şey düşünmezdi. Yılan fobisi olan Thedora, ölünce yılanların onu yemesinden korktuğu için kurşundan, yılanların giremeyeceği bir lahit (kapalı mezar) yatırdı. Ayasofya Kilisesi'nin (o tarihte kilise olarak kullanılıyordu) büyük kapısı üzerine gömülmesini vasiyet etti. Ama efsane göre, iki yılan lahitte delik açarak içine girdiler. Cesedi yediler. Ayasofya Müzesi'nin giriş kapısında bulanan bu delikler o iki yılanın açtığı rivayet edilir.

Ayasofya'daki gürültülerin ve sallantıların efsanesi
- Ayasofya’nın orta kıble kapısında sarı pirinçten yapılmış bir tabut bulunuyor. Bu tabut Kraliçe Sofya'ya ait. Rivayet odur ki; Bu tabuta dokunmak bazı şeyleri tetikliyor, bu yüzden de yasak. Çünkü tabuta el sürelerse büyük bir gürültü çıkıyor. Ayasofya sallanmaya başlıyor.

Arının kutsal ekmeği çalıp kaçması efsanesi
- Bizans imparatoru Justinyanus daha önce yıkılan Ayasofya Kilisesini yeniden inşaa ettirecektir. Dini ayin yapıldığı sırada kutsal ekmekçiği bir arı alıp kaçırdığını gördü. Justinyanus arının alıp kaçtığı ekmeğin bulunduğu peteği bulup getirene ödül vereceğini açıkladı. Bu ödülü almak isteyenler aramaya başladı. Sonunda birisi buldu. İlginç olan taraf peteğin üstünde bir şekil vardı. Bu şekil yapılması düşünülen kilisenin maketi şeklindeydi. Petekten alınan ekmek, şu anda müze olan kilisenin mihrap yerine kutsal ekmek yerleştirildi.

Ayasofya'nın tekrar inşaasında mimarbaşının kaçışı

- Bizans imparatoru Justinyanus, Ayasofya Kilisesi'ni (Sultanahmet'teki şimdiki yerine) yeniden yaptırmayı düşünürken, mimarbaşı konusunda bazı sorunlar yaşadı. Bir türlü mimarı bulamıyordu. Sonunda buldu, inşaaya başladı ama
duvarlar kubbe seviyesine ulaşında, mimarbaşı ortadan kayboldu. Tüm aramalar sonuçsuz kaldı. Bir süre sonra mimarbaşının Roma’ya kaçtığını öğrendiler. Aradan 7 yıl geçti. Ayasofyayı yapacak olan mimarbaşı tekrar İstanbul’a geri döndü. İmparatorun huzuruna çıktı. Mimarbaşını gören imparator çok sinirlendi. Ama mimarbaşının bu konuda yaptığı açıklama imparatoru sakinleştirdi. Açıklamasında “Yapmak istediğiniz bu büyük kilisenin temeli çok sağlam olması gerekiyordu. Eğer İstanbul'da kalsaydım, siz acele ettirecektiniz. Bu acele neticesinde yapının temelinin sağlamlığı tehlikeye düşecekti. Sağlam olması için 7 yıl beklememiz gerekiyordu” açıklaması Justinyanus'u ikna etti. Ayasofya’nın yapımı tam 40 yıl sürdü.

"Açılmaz kapı", "Kapanmaz Kapı" efsaneleri
- İstanbul fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya'nın içine girmek için hamle yaptı. Ayasofya’nın güney bölümünde ufak ve dar bir koridorun ucunda örülmüş bir kapıdan girecekti. Osmanlı fedaileri Ayasoyfa'ya girmeye kalkınca, kapının önünde dua eden Rum Ortodoks Patriği, yanındakilerle birlikte bu kapıdan kaçmışlar. Birdahada bu kapı açılmamış. O yüzden bu kapıya "Açılmaz Kapı" denilmiş. Rivayetin devamında ise her paskalyada, "Açılmaz Kapı"nın önünde kırmızı yumurta kabukları ortaya çıkarmış.
  • Bu kapının bir değer efsanesi de “Kapanmaz Kapı”dır. Fetihte, Fatih Sultan Mehmet Han'ın bir fedaisi tarafından öyle bir vuruş vurmuş ki, kapı yere gömülmüş ve bir daha asla açılmamış. 
"Kuyu" efsanesi
- Bir diğer efsane de "Kuyu" efsanesi. Ayasofya Camisi içinde bulunan büyük salonda, kuyu bulunuyor. Bu kuyu kalp hastalığına iyi geldiği anlatılır. Üç cumartesi art arda aç karnına buraya gelip, sabah namazı kılar ve bu sudan içerseniz hastalığınıza iyi gelir.
"Terleyen Direk" efsanesi
- Ayasofya Cami olduktan sonra, kıble bölümünde bulunan kapılardan soldan sayılınca sonuncusunun iç tarafında bir mermer sutun bulunuyor. Bu sutun kış ve yaz nemlidir. Burası "terleyen direk" olarak biliniyor. Bakır plaklarla kaplı. Buranın efsanesi de; başağrısı çekenler, sindirim sistemi hastalıkları olanlar ve sıtmaya tutulanlar burdan şifa bulduklarına inanılıyor. Yapmanız gereken iki rekat namaz kılmak,  avuçlarınızı bakır plaklara sürmüp yüzüne sürümek. Bunu üç kez tekrarlamak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SULTANAHMET HAKKINDA EN SON GİRİLEN YAZILAR